Amores Perros - Aşk Bile Sınıfsaldır

Kültür Sanat -

Alejandro Gonzalez İnaritu filmografisi ile yıllar önce tanışmıştım. Bir arkadaşımın önerisi üzerine Amores Perros’u izleyip hayran kalmıştım ve  hemen yönetmenin kaçıncı filmi olduğunu araştırdım. Çünkü böyle bir eser öncesinde bir filmografi birikimi istiyordu. Tahminimin aksi çıktı. İnaritu’nun ilk filmi olduğunu duyunca şaşırıp kalmıştım. Böyle başarılı bir öyküleme ve sinematografiyi ilk film ile yakalayabilmek nazarımca üstün bir yetenekti. Bu inceleme yazımızda da bu filmi neden sevdiğimi anlatacağım.


Kesişen Benzer Hayatlar


Her gün aynı yollardan geçeriz, bazen aynı insanlarla ne kadar sık karşılaştığımızı fark ederiz. Bazılarını da ilk defa görmüşüzdür ve benzer acıları yaşıyoruzdur da farkında bile değilizdir. En büyük acı bizimdir. Yoldan geçen herkes ne kadar mutludur bizce… Peki ya öyle değilse? Ya benzer hayatların farklı sürümlerini yaşıyorsak? (Belki de hep bahsedip idrak edemediğimiz kader böyle bir şeydir.) 


Amores Perros’ta da yönetmen, parçalayarak anlattığı hikayeleri böyle bir üslupla kesiştiriyor. Filmin ismi Türkçe’ye “Paramparça Aşklar Köpekler” olarak çevrilmiştir. “Aşklar Köpekler” olarak değil de neden bu şekilde çevrildiğini izleyince anlıyoruz; Bir türlü kavuşulamayan aşklar, paramparça edilen duygular ve köpek dövüşlerindeki paramparça edilen hayvanlar da biz izleyicilerin de ruh halini paramparça edip bırakıyor. Bunu öykülemede de yapmaktan kaçınmıyor. Yaptığı eksiltili anlatımın yanında kullandığı kurgu diliyle de parçalanmışlık hissini iliklerinize kadar hissetmeniz mümkün. 


Amores Perros’un Paramparça Hikayeleri


Meksika sokaklarında geçen film, öncelikle Octavio ve Susana’nın hikayesine odaklanıyor. Octavio abisinin eşi Susana ile gizli bir aşk yaşamaktadır. Ağabeyi Ramiro’nun Susana’ya olan davranışlarından rahatsız olan Octavio, Susana ile kaçmaya karar verir. Kaçmak için gerekli olan parayı köpeği Cofi’yi dövüştürerek kazanmaya başlar. Kazandığı paraları saklaması için Susana’ya vermektedir. Susana parayı alıp kocası ile kaçar. Octavio bu şokun ardından sadece aşkını değil, güven duygusunu da kaybetmiştir. Susana’yı bulmak için yeniden para kazanması gerekmektedir. Büyük bir bahse girer. Bahiste düşmanı yenilgiyi hazmedemediği için köpeği Cofi’yi vurur. Bunun üzerine Octavio düşmanını bıçaklayıp köpeğini kucaklayıp kaçmaya başlar. Hem köpeği iyileştirmek hem de onu takip edenlerden kurtulmak istemektedir. Kovalamaca bir trafik kazası ile son bulur. Bu trafik kazas diğer hikayelerin de kesişim noktasını oluşturmaktadır.


İkinci hikaye ise Daniel ve güzel model Valeria’nın hikayesidir. Daniel, ailesini güzel model Valeria için terk eder. Valeria ile yaşamak için bir ev satın alır ama evin küçük bir problemi vardır. Parkede büyük bir delik vardır ve Valeria’nın minnoş köpeği için tehlike arz etmektedir. 


Bir gün güzel model Valeria bir kaza geçirir ve bir bacağı kritik derece hasar görür. Bir süre mankenliğe ara vermek zorunda kalsa da mankenliğe dönme ihtimali bile az da olsa onun acısını azaltmaktadır. Ta ki köpeği parkelerdeki deliğe girip çıkamayıncaya kadar. Çok sevdiği köpeğinin orada ölmesi düşüncesi onu çılgına çevirmektedir. Bu da Valeria’nın bunalım ve öfke nöbetleri döneminin başlangıcı olur. Daniel her daim sevgilisinin yanında durmaya, onu teskin etmeye çalışsa da Valeria asla sakinleşmez. Her gece köpeğinin sesini duymaya başlar. Onu orada farelerin yemesinden korkmaktadır. Bir gün yine köpeğinin sesini duyar. Evde yalnızdır. Tek başına köpeğini kurtarmaya çalışırken düşer ve hasarlı bacağı daha büyük hasar görür. Bacağına kangren teşhisi konulan güzel manken bacağını kaybeder. Güzelliği ile birlikte kazandığı herşeyi de kaybetmeye başlar…


Filmin odaklandığı üçüncü hikaye ise El Chivo’nun hikayesidir. El Chivo, yıllar önce ailesini ve bebeğini arkasında bırakıp gerilla olmaya giden bir adamdır. “Eşitlik” mottolarıyla çıktığı yolda uzun yıllar hapse mahkum edilmiştir. Aradan geçen 20 yılın sonunda bir çöp toplayıcısı ve kiralık katil olarak hayatını sürdürmektedir. Bir gün bir iş gelir. Bir adam, ortağını öldürmesi için yüklü miktarda para talep eder. El Chivo, bütün planlamalarını yapar ve adamı bir caddede öldürmek için tabancasını çeker. Ateş edecekken malum kaza meydana gelir. Octavio’nun arabasına yaklaşır, paralı ve yaralı köpeği alıp oradan uzaklaşır. 


El Chivo, Cofi’yi iyileştirir, yaralarını sarar. Bir gün kulübesindeki diğer köpeklerle Cofi’yi başbaşa bırakıp gider. Döndüğünde Cofi’nin diğer köpekleri paramparça ettiğini görür. Kriz anıyla köpeği öldürmek ister ama Cofi ile göz göze gelince yapamaz. Çünkü bu onun suçu değildir. Bu, onun doğasıdır.


Aşk da Sınıfsaldır


Filmin kompozisyonlarında kurduğu en etkileyici cümle bu olabilir. Aşkı dahi her sınıf farklı yaşar. Filmde olabildiğince sınıf sorununu hissettiren yönetmen olabildiğince birçok sınıf ve statüden karakteri hikayede bulundurmaktadır. Octavio’nun aşkındaki ve sonrasında duyduğu acısındaki pespayelik ile Valeria’nın aşkı ve sonrasında duyduğu acıların arasındaki farkın altı kalın bir kalemle çizilmekte. 


Hikaye boyunca herkes bir şeyler kaybetmektedir; aşklar, köpekler, duygular, bedenler ve hayatlar… Filmin özeti mahiyetindeki bir replik ile yazıyı sonlandıralım. 


Çünkü biz biraz da kaybettiklerimiziz.


Hünkar Cengiz



3
0
0
0
0
0
0

comment-vikilist VİKİLİST ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

vikilist-avatar

FACEBOOK ÜYELERİ NE DİYOR?